:

MUSTAFA KEMAL’İN KALEMİNDEN 19 MAYIS

Yazan  Pazartesi, 10 Şubat 2014 00:32

 

MUSTAFA KEMAL’İN KALEMİNDEN 19 MAYIS

1919 yılı Mayıs’ın 19. Günü Samsun’a çıktım.Genel durum ve görünüş:

Osmanlı Devleti’nin içinde bulunduğu topluluk, Birinci Dünya Savaşı’nda yenilmiş, Osmanlı Ordu’su her yanda zedelenmiş,koşulları ağır bir Silah Bırakışması imzalamış. Büyük Savaş’ın uzun yılları boyunca, ulus yorgun ve yoksul bir durumda. Ulusu ve yurdu Birinci Dünya Savaşı’na sürükleyenler,

 

Kendi başlarının kaygısına düşerek, yurttan kaçmışlar. Padişah ve Halife  olan Vahdettin, soysuzlaşmış:kendini ve yalnız tahtını koruyabileceğini düşlediği alçakça önlemler araştırmakta.Damat Ferit Paşa’nın başkanlığındaki hükümet, güçsüz, onursuz,korkak,yalnız padişahın isteklerine  uymuş ve onunla birlikte kendi güvenlerini sürdürecek herhangi bir duruma boyun eğmiş.

Ordunun elinden silahları ve cephanesi alınmış ve alınmakta...

BENİM KARARIM

Bu kararların dayandığı bütün kanıtlar ve mantıklar çürüktü,temelsizdi.Gerçekte,o tarihte, Osmanlı Devleti’nin temelleri çökmüş,ömrü tükenmişti. Osmanlı İmparatorluğu’na bağlı toprakların tümü parçalanmıştı.Ortada bir avuç Türk’ün barındığı bir ata yurdu kalmıştı.Son olarak bunun da paylaşılması için uğraşılmaktaydı.Osmanlı Devleti, onun bağımsızlığı, padişah,halife, hükümet,bunların hepsi anlamını yitirmişbirtakım boş sözlerdi.

Neyin ve kimin dokunulmazlığı kimden ve ne gibi yardım istemek düşünülüyordu?

Bu durumda sağlam ve gerçek karar ne olabilirdi?

Bu durum karşısında bir tek karar vardı. O da ulus egemenliğine dayanan , tam bağımsız ve yeni bir Türk devleti kurmak.

İşte, daha İstanbul’dan çıkmadan önce düşündüğümüz ve Samsun’da  Anadolu topraklarına ayak basar basmaz uygulamaya başladığımız karar,bu karar olmuştur.

YA BAĞIMSIZLIK, YA ÖLÜM

Bu kararın dayandığı en sağlam düşünüş ve mantık şuydu:

Temel ilke , Türk ulusunun onurlu ve saygın bir ulus olarak yaşamasıdır.Bu ilke, ancak tam bağımsız olmakla sağlanabilir. Ne kadar zengin ve gönençli olursa olsun , bağımsızlıktan yoksun bir ulus , uygar toplumlar karşısında uşak durumunda olmaktan öteye gidemez.

Yabancı bir devletin koruyuculuğunu ve kollayıcılığını istemek insanlık niteliklerinden yoksunluğu, güçsüzlüğ ve beceriksizliği açığa vurmaktan başka bir şey değildir.Doğrusu,bu aşağılık duruma düşmemiş olanların, isteyerek başlarına yabancı bir yömetici getirmeleri hiç düşünülemez.

Oysa ,Türk’üün onuru, öz saygısı ve yetenekleri çok yüksek ve büyüktür.Böyle bir ulus, tutsak yaşamaktansa  yok olsun, daha iyidir.

Öyleyse, ya bağımsızlık, ya ölüm!

İşte gerçek kurtuluşu isteyenlerin parolası bu olacaktı.

Biir an için, bu kararın uygulanmasında başarısızlığa uğranılacağını düşünelim.Ne olacaktı? Tutsaklık.

Peki efendim, öteki kararlara uymakla da sonuç bu olmayacak mıydı?

Şu ayırımla ki bağımsızlığı için ölümü göze alan ulus,insanlık onur ve şerefinin gereği olan her özveriye başvurduğunu düşünerek avunur ve kuşkusuz, tutsaklık zincirini kendi eliyle boynuna geçiren uyuşuk,onursuz bir ulusa oranla,dost ve düşman gözündeki yeri çok başka olur.

Sonra,Osmanlı soyunun ve saltanatının sürdürülmesine çalışmak , kuşkusuz Türk ulusuna karşı en büyük kötülüğü yapmaktı.Çünkü  ulus, her türlü özeriye  başvurarak bağımsızlığını sağlasa da, saltanat sürdüğü taktirde , bu bağımsızlık güvenli sayılmazdı.

Osmanlı Hükümet’ine Osmanlı Padişah’ına ve Müslümanlar’ın Halife’sine  başkaldırmak ve bütün ulusu ve orduyu ayaklandırmak gerekiyordu.

Türkler’in atayurduna ve bağımsızlığına saldıranlar kimler olursa olsun, onlara bütün ulsça silahlı olarak karşı çıkmak ve onlarla savaşmak gerekiyordu.Bu önemli kararın bütün gereklerini  ve zorluklarını ilk günde açıklamak ve söylemek, kuşkusuz yerinde olmazdı. Uygulamayı bir takım evrelere ayırmak ve olaylardan ve olgulardan yararlanarak ulusun duygu ve düşüncelerini hazırlamak ve adım adım ilerleyerek amaca ulaşmaya çalışmak gerekiyordu.

ULUSAL  SIR

Bu son sözlerimi özetlemek gerekirse diyebilirim ki, ben, ulusun vicdanında ve geleceğinde sezdiğim büyük gelişme yeteneğini , bir ulusal sır gibi vicdanımda taşıyarak yavaş yavaş bütün toplumumuza uygulatmak zorundayım.

Öğeyi Oyla
(0 oy)
Okunma 1317 defa Son Düzenlenme Pazartesi, 10 Şubat 2014 00:47
Super User

Aliquam erat volutpat. Proin euismod laoreet feugiat. In pharetra nulla ut ipsum sodales non tempus quam condimentum. Duis consequat sollicitudin sapien, sit amet ultricies est elementum ac. Aliquam erat volutpat. Phasellus in mollis augue.

Web site: www.youjoomla.com

Yorum Ekle

Gerekli olan (*) işaretli alanlara gerekli bilgileri girdiğinizden emin olun. HTML kod izni yoktur.

En Çok Okunanlar

ÜRETİM VE YAŞAM

   İNSAN ÜRETEN BİR CANLI.ÜRETİLENLERİN DEĞİŞİMİ İLE PAYLAŞMA OL

Read more
BİLİM VE EĞİTİM

    DÜNYADA  EĞİTİM BİLİMSEL, LAİK İÇERİKTEDİR.ÇAĞIN GEREĞİ O

Read more
YENİ YILDA EĞİTİM

    DÜNYADA  EĞİTİM BİLİMSEL, LAİK İÇERİKTEDİR.ÇAĞIN GEREĞİ O

Read more
YENİ YILIN GETİRECEKLERİNİ DÜŞÜNELİM

      YENİ YILDA NELER OLACAK? M.KEMAL ATATÜRK NELER YAPMIŞTI? ÜLKEM

Read more
YENİ YILIN GETİRECEKLERİ

      YENİ YILDA NELER OLACAK? M.KEMAL ATATÜRK NELER YAPMIŞTI? ÜLKEM

Read more

Gezilerimiz

BALTIK GEZİSİ